Sigaranın dişleri sararttığı hemen herkes tarafından bilinir. Ancak ağız ve diş sağlığı üzerindeki etkileri yalnızca renk değişimiyle sınırlı değildir. Tütün ürünleri diş

minesinden diş etlerine, ağız içindeki bakteriyel dengeden implantların çevresindeki kemik dokusuna kadar birçok yapıyı etkileyebilir. Üstelik bazı değişiklikler yavaş ilerlediği için kişi uzun süre herhangi bir ağrı veya belirgin şikâyet yaşamadan ağız sağlığında ciddi kayıplarla karşılaşabilir.

Dişlerde oluşan lekeler çoğu zaman sigaranın ilk fark edilen etkisidir. Fakat diş hekimliği açısından daha önemli olan konu, tütün kullanımının diş eti dokusundaki kan dolaşımını değiştirmesi, periodontal hastalık riskini artırması ve iyileşme kapasitesini

azaltabilmesidir. Bu nedenle düzenli sigara kullanan kişilerde yalnızca estetik görünümün değil, dişleri çevreleyen dokuların da yakından takip edilmesi gerekir.

Diş hekimliği hizmeti alırken sigara kullanımının hekime açıkça bildirilmesi bu açıdan

önemlidir. Dent Evka‘da Dt. Emre Sarkın ve Dt. Özlem Gülbenli Yılmaz, ağız içi

muayenelerde tütün kullanımına bağlı oluşabilecek diş ve diş eti değişikliklerini birlikte değerlendirirken, ortodontik tedavi gören hastalarda ağız hijyeninin korunması açısından Ortodonti Uzm. Dt. Muhammet Gürcan da sigara kullanımının oluşturabileceği ek riskleri dikkate almaktadır.

Sigara Dişleri Neden Sarartır?

Sigaranın estetik açıdan en hızlı fark edilen sonucu dişlerde oluşan sarı ve kahverengi

renklenmelerdir.

Tütün dumanında bulunan nikotin ve katran gibi maddeler, diş yüzeyindeki plak tabakasına ve mine üzerindeki mikroskobik düzensizliklere tutunabilir. Nikotin tek başına renksize yakın olsa da oksijenle temas ettiğinde sarımsı renk değişikliklerine yol açabilir.

Zaman içerisinde özellikle;

  • Ön dişlerin yüzeyinde,
  • Dişlerin birbirine temas ettiği alanlarda,
  • Diş eti sınırına yakın bölgelerde,
  • Yoğun plak ve diş taşı bulunan yüzeylerde

daha belirgin renklenmeler ortaya çıkabilir.

Günde birkaç adet sigara içen biriyle uzun yıllardır yoğun sigara kullanan bir kişinin renklenme düzeyi doğal olarak aynı değildir. Kahve ve çayın yoğun tüketilmesi de tabloyu belirginleştirebilir.

Profesyonel diş taşı temizliği ve polisaj işlemleri dış yüzeydeki bazı lekeleri uzaklaştırabilir. Ancak dişin kendi renginde meydana gelen değişimlerde beyazlatma gibi farklı estetik işlemler gerekebilir.

Dt. Özlem Gülbenli Yılmaz, beyazlatma planlanmadan önce yüzeysel renklenme ile diş dokusunun kendi rengindeki değişimin birbirinden ayrılması gerektiğine dikkat etmektedir. Çünkü uygulanacak yöntemi belirleyen esas faktör lekenin nerede

bulunduğudur.

Asıl Problem Sararma Değil, Diş Eti Dokusundaki Değişimlerdir

Sigara kullanan kişilerin önemli bir bölümü diş hekimine estetik şikâyetlerle başvurur. Oysa klinik açıdan daha dikkat çekici sorun çoğu zaman diş etlerinde ortaya çıkar.

Tütün ürünlerinin içerdiği maddeler diş eti dokusundaki damarları etkileyebilir. Bunun sonucunda bölgede kan dolaşımı değişebilir ve diş etinin inflamasyona verdiği doğal yanıt baskılanabilir.

Bu durum ilginç bir tablo ortaya çıkarır:

Normal şartlarda aktif diş eti hastalığında kanama önemli bir uyarı işaretidir. Ancak sigara kullanan bazı hastalarda damarların daralmasına bağlı olarak kanama beklenenden daha az görülebilir.

Yani diş etinin kanamaması her zaman sağlıklı olduğu anlamına gelmez.

Hasta “Diş etlerim hiç kanamıyor, problemim yok” diye düşünebilirken, altta periodontal hastalık ilerliyor olabilir.

Bu nedenle sigara kullanan kişilerin diş eti değerlendirmesinde yalnızca kanama değil;

  • Diş eti ceplerinin derinliği,
  • Kemik seviyesi,
  • Diş taşı miktarı,
  • Dişlerde sallanma,
  • Diş eti çekilmeleri

gibi farklı bulgular birlikte incelenmelidir.

Sigara Diş Eti Hastalığı Riskini Nasıl Artırabilir?

Ağız içinde yüzlerce farklı bakteri türü bulunur. Sağlıklı koşullarda bu mikroorganizmalar belirli bir denge içinde yaşamını sürdürür. Ağız hijyeni bozulduğunda dişlerin çevresinde bakteri plağı birikmeye başlar.

Plak uzaklaştırılmazsa önce diş eti iltihabı, ilerleyen süreçte ise dişi çevreleyen kemik dokusunda kayıpla seyreden periodontal hastalık gelişebilir.

Sigara bu süreci birkaç farklı noktadan etkileyebilir:

Bağışıklık yanıtını değiştirebilir.

Diş eti dokusunun bakterilere karşı verdiği savunma reaksiyonu zayıflayabilir.

Kan dolaşımını etkileyebilir.

Dokuların oksijenlenmesi ve beslenmesi azalabilir.

İyileşmeyi yavaşlatabilir.

Periodontal tedaviler sonrasında dokuların toparlanması daha uzun sürebilir.

Plak ve diş taşı oluşumunu artırabilir.

Sigara kullanan bazı hastalarda özellikle diş eti altında yoğun diş taşı birikimleri

görülebilir.

Diş eti hastalığı ilerlediğinde sorun yalnızca diş etlerinde kalmaz. Dişleri çene kemiğine bağlayan dokular da etkilenmeye başladığında dişlerde hareketlilik ve hatta diş kaybı gelişebilir.

Sigara Ağız Kokusunu Neden Artırır?

Sigara içildikten sonra oluşan koku yalnızca tütün kokusundan ibaret değildir.

Tütün dumanı ağız içindeki dokulara ve dile tutunurken aynı zamanda tükürük yapısını da etkileyebilir. Ağız kuruluğunun artması bakterilerin daha rahat çoğalmasına zemin hazırlayabilir.

Özellikle dil yüzeyi, kötü ağız kokusuna neden olan bakterilerin yoğun olarak bulunduğu

bölgelerden biridir.

Sigara kullanımına;

  • Yetersiz su tüketimi,
  • Diş taşı,
  • Dil temizliğinin yapılmaması,
  • Diş eti hastalığı,
  • Çürükler

eşlik ettiğinde ağız kokusu daha belirgin hale gelebilir.

Bu nedenle kalıcı ağız kokusunu yalnızca gargara veya aromalı ürünlerle bastırmaya çalışmak yerine nedenini araştırmak gerekir.

Dt. Emre Sarkın, kalıcı ağız kokusu şikâyeti bulunan hastalarda diş çürükleri,

periodontal dokular ve dil yüzeyi gibi farklı bölgelerin birlikte kontrol edilmesinin daha doğru olduğunu belirtmektedir.

Sigara Ağız Kuruluğunu Artırabilir mi?

Tükürük, ağız sağlığının görünmeyen savunma mekanizmalarından biridir.

Diş yüzeylerinin temizlenmesine yardımcı olur, ağızdaki asitleri tamponlar ve mine

dokusunun korunmasına katkıda bulunur. Tükürük miktarının azalması durumunda bu doğal koruma mekanizması da zayıflar.

Sigara kullanan bazı kişilerde ağız kuruluğu şikâyeti daha sık görülebilir. Ağız kuruluğu arttıkça;

  • Çürük riski yükselebilir,
  • Ağız kokusu belirginleşebilir,
  • Dil ve ağız mukozasında yanma hissi oluşabilir,
  • Protez kullanan kişilerde rahatsızlık gelişebilir.

Bu nedenle ağız kuruluğu yaşayan kişilerin sorunu yalnızca daha fazla su içerek geçiştirmemesi, nedeninin değerlendirilmesi önem taşır.

Sigara Çürük Oluşumunu Doğrudan Etkiler mi?

Diş çürüğü çok faktörlü bir hastalıktır. Tek başına sigaranın bir dişi çürüttüğünü söylemek doğru olmaz.

Çürük oluşumunda;

  • Bakteriler,
  • Beslenme,
  • Şeker tüketim sıklığı,
  • Tükürük miktarı,
  • Ağız hijyeni,
  • Mine yapısı

gibi pek çok unsur rol oynar.

Bununla birlikte sigaraya bağlı ağız kuruluğu, plak birikimi ve hijyen alışkanlıklarındaki bozulma çürük oluşmasına uygun bir ortam yaratabilir.

Özellikle diş eti çekilmesi bulunan kişilerde kök yüzeyleri açığa çıktığında kök çürükleri açısından daha dikkatli olunması gerekir.

Diş Eti Çekilmesi ve Açığa Çıkan Diş Kökleri

Sigara kullanımı periodontal dokulardaki problemlerle birlikte görüldüğünde diş eti

çekilmeleri daha belirgin hale gelebilir.

Diş eti çekildiğinde normalde diş etinin altında kalan kök yüzeyi açığa çıkar. Kök yüzeyi, diş minesine göre dış etkilere daha hassastır.

Hasta bu aşamada;

  • Soğuk hassasiyeti,
  • Sıcak hassasiyeti,
  • Dişlerin daha uzun görünmesi,
  • Diş aralarında boşluk hissi

gibi değişiklikler fark edebilir.

İleri çekilmelerde estetik kaygıların yanı sıra kök çürüğü riski de gündeme gelir.

Sigara ve İmplant Tedavisi Arasındaki İlişki

İmplant tedavisi planlayan hastaların sigara kullanımını mutlaka hekimleriyle paylaşmaları gerekir.

İmplant çene kemiğine yerleştirildikten sonra çevresindeki kemikle biyolojik bir bağlantı kurar. Osseointegrasyon adı verilen bu dönem implant tedavisinin kritik aşamalarından biridir.

Sigara, iyileşme bölgesindeki kan dolaşımını ve doku yanıtını olumsuz etkileyebileceği

için implant tedavisinde önemli bir risk faktörü olarak kabul edilir.

Özellikle yoğun sigara kullanımı;

  • İyileşmenin yavaşlaması,
  • Enfeksiyon riskinin artması,
  • İmplant çevresindeki diş eti sorunları,
  • Uzun dönemde kemik kaybı açısından değerlendirilmelidir.

Bu, sigara kullanan hiç kimseye implant yapılamayacağı anlamına gelmez. Ancak risk profili sigara kullanmayan bir hastayla aynı değildir.

Dent Evka‘da implant tedavisi öncesinde Dt. Emre Sarkın ve Dt. Özlem Gülbenli Yılmaz, kemik yapısının yanı sıra hastanın genel sağlık durumunu, ağız hijyenini ve sigara kullanım alışkanlıklarını da göz önünde bulundurarak tedavi seçeneklerini değerlendirir.

İmplant Yapıldıktan Sonra Sigara İçilmeye Devam

Edilirse Ne Olur?

İmplantın kemiğe kaynaması tedavinin bittiği anlamına gelmez.

Doğal dişlerde periodontal hastalık görülebildiği gibi implantların çevresindeki

dokularda da iltihabi problemler gelişebilir. İmplant çevresindeki yumuşak dokunun iltihaplanması ilerlediğinde çevredeki kemik de etkilenebilir.

Bu nedenle implant yaptıran ve sigara kullanmaya devam eden kişilerin düzenli kontrollerini aksatmaması özellikle önemlidir.

İmplant çevresindeki problemler erken dönemde her zaman ağrı oluşturmayabilir.

Profesyonel muayenede fark edilen küçük değişiklikler, ileride oluşabilecek daha büyük doku kayıplarının önüne geçilmesine yardımcı olabilir.

Sigara Estetik Diş Tedavilerini Nasıl Etkiler?

Beyazlatma veya estetik restorasyon yaptıran hastaların sık sorduğu sorulardan biri şudur:

“Sigara içersem yeni dişlerim tekrar sararır mı?”

Yanıt kullanılan tedaviye göre değişir.

Doğal dişler sigaraya bağlı olarak tekrar renklenebilir. Kompozit restorasyonlarda zaman içinde yüzeysel lekelenmeler görülebilir. Seramik restorasyonlar renklenmeye daha dirençli olsa da bunların çevresindeki doğal dişler ve diş eti dokusu sigaranın etkilerinden korunmuş olmaz.

Örneğin çok iyi yapılmış bir porselen veya zirkonyum restorasyonun çevresinde zamanla diş eti çekilmesi gelişirse estetik bütünlük bozulabilir.

Dolayısıyla estetik tedavilerde yalnızca restorasyonun rengi değil, çevredeki diş eti sağlığı da uzun dönem başarının parçasıdır.

Ortodontik Tedavi Sırasında Sigara Kullanımı

Ortodontik tedavi sürecinde dişlerin üzerinde braketler veya farklı apareyler bulunduğunda plak kontrolü zaten daha dikkatli yapılmalıdır.

Sigara kullanılması bu dönemde;

  • Braket çevresindeki renklenmeleri,
  • Diş eti problemlerini,
  • Ağız kokusunu,
  • Plak birikimini

artırabilir.

Ayrıca şeffaf plak kullanan kişilerin sigara içerken plakları ağızda tutması materyalin renk değiştirmesine neden olabilir.

Ortodonti Uzm. Dt. Muhammet Gürcan, ortodontik tedavinin yalnızca dişlerin hareket ettirilmesinden ibaret olmadığını; tedavi boyunca diş eti ve mine sağlığının korunmasının da tedavinin önemli bir parçası olduğunu vurgulamaktadır.

Sigara Bırakıldığında Ağızda Neler Değişebilir?

Sigaranın bırakılması yalnızca genel sağlık açısından değil, ağız sağlığı açısından da önemli kazanımlar sağlayabilir.

Zamanla;

  • Diş eti dokusunun kan dolaşımı normalleşmeye başlayabilir.
  • Ağız kokusu azalabilir.
  • Tat ve koku duyusunda iyileşme fark edilebilir.
  • Periodontal tedavilere verilen yanıt güçlenebilir.
  • Cerrahi işlemler sonrası iyileşme koşulları iyileşebilir.

Burada önemli bir ayrıntı vardır: Sigara bırakıldıktan sonra daha önce görülmeyen diş eti kanaması ortaya çıkabilir.

Bu durum bazen hastaları endişelendirir. Ancak sigaranın damarlar üzerindeki baskılayıcı etkisi ortadan kalktığında mevcut diş eti iltihabının belirtileri daha görünür hale gelebilir. Böyle bir durumda diş hekimi kontrolü faydalıdır.

Düzenli Sigara Kullananlar Diş Kontrolünü Ne Sıklıkla Yaptırmalı?

Herkes için tek bir kontrol aralığı belirlemek mümkün değildir.

Diş eti hastalığı bulunmayan bir kişiyle ileri periodontal problemi bulunan hastanın takip sıklığı aynı olmaz.

Kontrol aralığı;

  • Sigara kullanım miktarı,
  • Diş eti sağlığı,
  • Diş taşı oluşum hızı,
  • İmplant varlığı,
  • Kullanılan protezler,
  • Ağız bakım alışkanlıkları

gibi faktörlere göre kişiselleştirilebilir.

Sigara kullanan kişilerin özellikle profesyonel diş taşı temizliği ve periodontal kontrolleri aksatmaması önemlidir.

Sigaranın Ağızda Bıraktığı İz Her Zaman

Gözle Görülmez

Sigara kullanımının dişler üzerindeki etkisini yalnızca sararmış bir gülüş üzerinden

değerlendirmek önemli bir yanılgıdır. Diş yüzeyindeki lekeler çoğu zaman profesyonel işlemlerle giderilebilir; asıl dikkat edilmesi gereken, dişleri çevreleyen ve onları ağızda tutan dokularda zaman içerisinde meydana gelebilecek değişikliklerdir.

Özellikle diş eti kanamasının az olması, sigara kullanan kişilerde yanıltıcı bir güven duygusu yaratabilir. Bu yüzden ağrı veya belirgin bir şikâyet ortaya çıkmasını

beklemeden düzenli diş hekimi muayenesi yaptırmak önemlidir.

İzmir Bornova bölgesinde hizmet veren Dent Evka‘da Dt. Emre Sarkın ve Dt. Özlem

Gülbenli Yılmaz, sigara kullanımının dişler, diş etleri ve mevcut restorasyonlar üzerindeki etkilerini birlikte ele alarak ağız sağlığının mevcut durumunu

değerlendirebilir. Ortodontik tedavi gören hastalarda ise Ortodonti Uzm. Dt. Muhammet Gürcan ile birlikte ağız hijyeninin korunmasına yönelik süreç ayrıca ele alınabilir. Sigaranın bıraktığı lekeleri temizlemek mümkün olabilir; fakat uzun vadede ağız sağlığını korumak için asıl değerli olan, görünmeyen değişiklikleri de zamanında fark edebilmektir.